İçeriğe geç
Edirne İz

Gündelik izlerden gökyüzü notlarına

Şaşırtıcı Bilgiler

Balıklar Hakkında Bilmediğiniz Şaşırtıcı Gerçekler

Göz kapağı olmadan uyumaktan cinsiyet değiştirmeye, elektrikle avlanmaktan alet kullanmaya kadar balıkların az bilinen yönleri ve üç saniyelik hafıza efsanesinin gerçeği.

Umut Ilgaz 5 dk

Balıklar, omurgalı hayvanlar içinde açık ara en kalabalık gruptur ve bilinen tür sayısı memelilerin, kuşların, sürüngenlerin ve iki yaşamlıların toplamını geçer. Buna rağmen çoğumuz için balık, akvaryum camının arkasında sessizce yüzen ya da tabakta karşımıza çıkan bir canlıdan ibarettir. Oysa suyun altındaki yaşam, karadaki pek çok davranışın çok daha eski ve çoğu zaman daha şaşırtıcı versiyonlarını barındırır.

Bu yazıda balıkların duyularından iletişim biçimlerine, sıra dışı uyum stratejilerinden zekâ örneklerine kadar az bilinen yönlerini derledik. Bu davranışların bir kısmını evde de gözlemlemek mümkündür; balık beslemeye yeni başlayanlar için rehber okuyanlar, akvaryumdaki hareketliliğin rastgele olmadığını fark edecektir.

Balıkların uyuduğu ama gözlerini kapatmadığı gerçeği

Balıkların büyük bölümünde göz kapağı yoktur; bu yüzden gözlerini kapatamazlar. Ancak bu uyumadıkları anlamına gelmez. Pek çok tür, aktivitesinin belirgin biçimde azaldığı, metabolizmasının yavaşladığı ve uyaranlara tepkisinin geciktiği dinlenme dönemlerine girer.

Bazı türler bu sırada kum içine gömülür, bazıları mercan çatlaklarına sığınır. Bir grup papağan balığı ise geceleri ağzından salgıladığı mukustan bir kese örer ve içinde uyur; bu zar, kokusunu maskeleyerek avcılardan ve asalaklardan korunmasını sağlar.

Yan çizgi: suyu "duyan" organ

Balıkların gövdesi boyunca uzanan yan çizgi, karadaki hiçbir hayvanda tam karşılığı olmayan bir duyu organıdır. Bu hat boyunca dizilmiş minik duyu hücreleri, suda oluşan basınç değişimlerini ve titreşimleri algılar.

Bu sayede bir balık, görmediği bir engelin varlığını, yaklaşan bir avcının hareketini ya da sürüdeki komşusunun yön değiştirdiğini hissedebilir. Binlerce balıktan oluşan bir sürünün tek bir organizma gibi anında yön değiştirmesinin arkasında büyük ölçüde bu duyu vardır.

Renk değiştirmek yalnızca kamuflaj değildir

Pek çok balık, derisindeki pigment hücrelerini kasarak ya da genişleterek renk ve desen değiştirebilir. Bu yetenek kamuflaj için kullanıldığı kadar iletişim için de kullanılır.

Bazı türlerde baskın birey ile itaatkâr birey farklı renk desenleri sergiler. Üreme döneminde renkler yoğunlaşır, stres altında solar. Dil balığı gibi bazı türler altlarındaki zeminin desenini şaşırtıcı bir doğrulukla taklit edebilir. Deniz atının akrabası olan bazı türler ise yosun görünümünü o kadar iyi taklit eder ki hareket etmedikçe fark edilmeleri neredeyse imkânsızdır.

Cinsiyet değiştiren balıklar

Balıklarda cinsiyet, pek çok canlıdaki gibi ömür boyu sabit olmak zorunda değildir. Bazı türler yaşamlarının belirli bir aşamasında cinsiyet değiştirir ve bu, istisnai değil oldukça yaygın bir stratejidir.

Palyaço balığı grupları, en büyük bireyin dişi olduğu bir düzen kurar. Bu dişi ortadan kalktığında, gruptaki en büyük erkek cinsiyet değiştirerek onun yerini alır. Bazı resif balıklarında ise tersi görülür: büyük bir dişi, gruptaki erkek eksildiğinde erkeğe dönüşür. Bu esneklik, küçük ve izole popülasyonlarda üremenin devamını güvence altına alır.

Balıklarda bellek meselesi

Balıkların yalnızca birkaç saniyelik hafızası olduğu inanışı, günlük dilde yerleşmiş ama gerçeği yansıtmayan bir efsanedir. Deneysel çalışmalar, pek çok türün aylar sürebilen bellek kapasitesine sahip olduğunu göstermiştir.

Balıklar labirent çözebilir, belirli sesleri besleme zamanıyla ilişkilendirmeyi öğrenebilir ve bunu uzun süre hatırlayabilir. Akvaryumda beslenen balıkların, kendilerine yem veren kişi yaklaştığında camın önünde toplanması bu öğrenmenin gündelik kanıtıdır. Bazı türlerin farklı insan yüzlerini ayırt edebildiği de gösterilmiştir.

Alet kullanan ve iş birliği yapan türler

Alet kullanımı uzun süre yalnızca memelilere ve bazı kuşlara özgü sanılmıştır. Oysa bazı balıklar, sert kabuklu avlarını kırmak için taşları örs gibi kullanır; avı ağzına alıp uygun bir taşa tekrar tekrar vurur.

Daha da ilginci türler arası iş birliğidir. Bazı resif balıklarıyla ahtapotlar birlikte avlanır; her biri diğerinin ulaşamadığı alanı tarar. Kimi türler avın saklandığı yeri işaret eden vücut hareketleriyle avcı ortağını o noktaya yönlendirir. Bu davranış, planlı bir iletişim biçimi olarak değerlendirilir.

Elektrikle görmek ve avlanmak

Bazı balıklar çevrelerinde zayıf bir elektrik alanı oluşturur ve bu alandaki bozulmaları algılayarak bulanık veya karanlık sularda yön bulur. Bu duyu, görüşün işe yaramadığı ortamlarda son derece etkilidir.

Köpek balıkları ve vatozlar ise burun bölgelerindeki özel gözeneklerle, diğer canlıların kas hareketlerinden yayılan son derece zayıf elektrik sinyallerini yakalayabilir. Kumun altına tamamen gömülmüş bir avın kalp atışı bile bu duyuyla tespit edilebilir.

Balıklar birbirleriyle konuşur

Su, sesi havadan çok daha hızlı ve uzağa taşır. Pek çok balık türü, yüzme kesesini titreştirerek, dişlerini gıcırdatarak veya yüzgeç kemiklerini sürterek ses çıkarır.

Bu sesler bölge savunmasında, eş çağırmada ve alarm vermede kullanılır. Bazı resiflerde üreme mevsiminde binlerce bireyin aynı anda çıkardığı ses, sualtı kayıtlarında sürekli bir uğultu olarak duyulur. Araştırmacılar bugün resiflerin sağlığını yalnızca bakarak değil, dinleyerek de değerlendiriyor.

Aşırı koşullarda yaşayan türler

Kutup sularında yaşayan bazı balıkların kanında, buz kristallerinin büyümesini engelleyen doğal antifriz proteinleri bulunur. Bu sayede donma noktasının altındaki sularda hayatta kalabilirler.

Okyanusun en derin çukurlarında, ışığın hiç ulaşmadığı ve basıncın yüzeydekinin yüzlerce katına çıktığı bölgelerde bile balıklara rastlanır. Bazı türler ise kurak dönemlerde çamura gömülüp metabolizmasını neredeyse durdurarak aylarca susuz kalabilir; yağmur geldiğinde yeniden canlanır.

Bilinmeyen çok daha fazla

Okyanusların büyük bölümü hâlâ ayrıntılı biçimde incelenmemiştir ve her yıl yüzlerce yeni balık türü tanımlanır. Derin sularda kaydedilen pek çok davranış, ilk kez son yıllarda geliştirilen görüntüleme teknikleri sayesinde belgelenebilmiştir.

Bu tablo iki şeyi birden gösterir: suyun altındaki çeşitlilik tahmin edilenden çok daha zengindir ve bu zenginlik hakkında bildiklerimiz henüz başlangıç düzeyindedir. Bir akvaryum camının önünde geçirilen birkaç dakikalık dikkatli gözlem bile, bu karmaşık dünyanın küçük bir penceresini aralar.