Not tutma yöntemleri: Kaydetmek yerine işlemek
Kelimesi kelimesine yazmak öğrenmeye sanıldığı kadar katkı sağlamaz. Notu bir düşünme aracına dönüştüren yöntemleri ele alıyoruz.
Nisan Ertem 4 dk
Not tutmak çoğu kişi için okul yıllarından kalan mekanik bir alışkanlıktır: söylenenleri olabildiğince eksiksiz yazmak. Oysa bu yöntem, öğrenmeye sanıldığı kadar katkı sağlamaz. Kelimesi kelimesine yazan bir kişi, aslında bilgiyi zihninden geçirmeden kâğıda aktarır; el çalışır, akıl beklemede kalır. Anlamlı not tutma, kaydetmekten çok işlemeye dayanır.
Bu ayrımı gören yöntemlerin ortak özelliği şudur: not alırken bir seçim yapmaya, bir yeniden ifade etmeye ya da bir yapı kurmaya zorlarlar. Zihin bu işlemleri yaparken bilgiyi kendi diline çevirir ve tam da bu çeviri, öğrenmenin gerçekleştiği yerdir.
Kendi cümlelerinle yazmak
En basit ama en etkili kural, duyduğunuzu aynen değil, anladığınız haliyle yazmaktır. Bir cümleyi kendi kelimelerinizle ifade edebiliyorsanız anlamışsınız demektir; edemiyorsanız, orada bir boşluk var demektir ve bu boşluğu fark etmek başlı başına değerlidir. Bu yüzden not defterinde beliren tereddütler kusur değil, yol göstericidir.
Uygulamada bu, daha az yazmak anlamına gelir. Bir saatlik dersten çıkan üç sayfa, çoğu zaman yarım sayfadan daha az işe yarar. Kısa notlar tekrar edilebilir, uzun notlar edilemez; hiç dönülmeyen bir defter, tutulmamış sayılır.
Sayfayı bölmek
Yaygın ve dayanıklı yöntemlerden biri, sayfayı iki sütuna ayırmaktır. Geniş olan sağ tarafa ders sırasında notlar alınır. Sol tarafa, ders bittikten sonra o notlardan çıkarılan sorular ve anahtar kavramlar yazılır. Sayfanın altına da birkaç cümlelik bir özet konur. Tekrar sırasında sağ taraf kapatılır ve yalnızca sorulara bakılarak cevaplar hatırlanmaya çalışılır.
Bu yapının gücü, notu bir metin olmaktan çıkarıp bir sınama aracına dönüştürmesidir. Okuyarak tekrar etmek tanıdıklık hissi verir ama hatırlamayı güçlendirmez; kendi kendini yoklamak ise doğrudan hafızayı çalıştırır. Aradaki fark, sınav gününde en çok hissedilen farktır.
Fikirleri birbirine bağlamak
Konu bazlı defterler bilgiyi düzenli tutar, ama bilgiyi birbirine bağlamaz. Uzun vadeli bir bilgi birikimi hedefleyen kişiler için daha verimli olan yaklaşım, her fikri kendi başına anlamlı küçük bir not haline getirmek ve bu notlar arasında ilişki kurmaktır. Bir kitapta okunan bir düşünce, bir toplantıda duyulan bir örnekle yan yana geldiğinde ikisi de daha kullanışlı hale gelir.
Bu çalışmayı defterde de yürütmek mümkündür: her nota kısa bir başlık vermek, kenarına ilgili olduğu diğer konuları yazmak, ayda bir defteri gözden geçirip bağlantıları işaretlemek. Amaç bir arşiv kurmak değil, düşünmeye yarayan bir ağ oluşturmaktır.
El yazısı ile dijital arasında
El yazısı daha yavaştır ve bu yavaşlık bir avantajdır; her şeyi yazamayacağınız için seçmek zorunda kalırsınız ve seçmek, işlemek demektir. Dijital not ise arama, düzenleme ve yeniden yapılandırma imkânı sunar; bilgi birikimi büyüdükçe bu imkânlar önem kazanır.
Makul bir bileşim şudur: ilk kayıt el yazısıyla, düzenleme ve saklama dijital ortamda. Ders ya da toplantı sırasında deftere yazılan ham notlar, aynı gün içinde kısaltılıp temize çekildiğinde iki kez işlenmiş olur. Bu ikinci geçiş, çoğu insanın atladığı ama en çok fayda sağlayan adımdır.
Notu canlı tutmak
Alınan notların değeri, alındıktan sonra ne yapıldığına bağlıdır. Aynı gün beş dakikalık bir gözden geçirme, bir hafta sonra on dakikalık bir tekrar ve bir ay sonra kısa bir yoklama, bilginin kalıcılığını ciddi biçimde artırır. Bu aralıklı dönüşler, uzun ve tek seferlik çalışma seanslarından daha az zaman alır ve daha çok işe yarar.
Bir de kullanılmayan notları ayıklamak gerekir. Her not saklanmaya değmez; işlevini yitirmiş sayfaları elemek, geriye kalanları görünür kılar. İyi bir defter, her şeyin yazıldığı defter değil, geri dönüldüğünde işe yarayan defterdir.
Not tutmayı bir kayıt işi olmaktan çıkarıp bir düşünme biçimi haline getirdiğinizde, defterin kendisi bir hafıza deposu değil, düşüncenin çalışma tezgâhı olur.
Toplantı ve okuma notları
Ders dışındaki bağlamlarda da aynı ilkeler geçerlidir. Bir toplantıda tutulan notun asıl işlevi konuşmaları kaydetmek değil, kararları ve sorumlulukları netleştirmektir; bu yüzden toplantı notunun en değerli kısmı sonundaki kısa eylem listesidir. Kitap okurken alınan notlarda ise en yararlı alışkanlık, bölüm bittiğinde kitabı kapatıp o bölümün ne anlattığını birkaç cümleyle yazmaktır. Metne bakmadan yazılan bu özet, altı çizili sayfalardan çok daha uzun süre akılda kalır.